Cristiano Ronaldonun hikayesi nereden nereye dedirtti

Juventus’a transferiyle bir kez daha dünya futbolunun gündemine oturan Cristiano Ronaldo’nun sonu zirveye uzanan, uzun ve engebeli yolu…

Annesi tarafından Cristiano, bir Ronald Reagan (Eski aktör ve ABD Başkanı) hayranı olan babasından da Ronaldo adını alan bu genç çocuk, kısa süre içersinde futbol sahalarının aranılan ismi olacaktı. Babası tarafından henüz 7 yaşındayken amatör bir takım olan Andorinha’ya götürülen Ronaldo, burada kuzeni Nuno ile birlikte futbol hayatındaki ilk adımlarını atacak, ve bir daha asla arkasına bakmayacaktı.

Ronaldo’nun bu fotoğrafı, ilk kulübü Andorinha’nın binasının duvarını süslüyor

Ronaldo’nun halen yakınında olan çocukluk arkadaşı Rui Alves’in anlattıkları ise onun futbol aşkını en iyi şekilde özetliyor: “Dışarı çıkar, tüm gün oyun oynardık. Ama Ronaldo’nun tercihi hep futboldan yana oluyordu. Onu başka oyunlara da çağırıyordum, ama o hep futbol oynamak istiyordu. Gittiğimiz her yere topunu da götürürdü.”

Beş kez Ballon d’Or sahibi olan Ronaldo, Andorinha’da kısa süre içersinde ismini duyuracaktı. Portekizli yıldızın o dönemden takım arkadaşı olan ve halen kulüpte çalışan Ricardo, onun rekabetçi duygularını anlatırken pek de zorlanmıyor: “Sokakta her zaman ön planda o olurdu. Genç yaşında bile bunu görebilirdiniz. İstediği topları alamazsa çok üzülürdü. Hatta kaybettiğimiz zaman ağladığı bile oluyordu.”

Andorinha’nın yıldızı olan Cristiano’nun unutulmaz anılarından birisi de şöyle: Bir maçın ilk yarısında yaptığı hat-trickle takımını 3-0 öne geçirir. Ancak ilk yarının son anlarında başına aldığı darbeyle sakatlanır ve hemen devre arasında hastaneye götürülür. Kafasındaki bandajla geri döndüğünde ise yokluğunda takımının maçı 4-3 kaybettiğini öğrenen Ronaldo, büyük bir yıkım yaşar.

Ronaldo’nun performansı kısa süre içersinde dikkatleri çeker ve adanın en büyük takımı, Nacional onu takip etmeye başlar. 12 yaşında bu takımın altyapısına transfer olan bu çelimsiz yetenek için Madera’nın önde gelen hakimlerinden Joao Marques de Freitas, Sporting Lizbon gözlemcilerinden olan Aurelio Pereira ile temasa geçerek bu genç yeteneği denemeye almaları için ısrar eder.